çöküş

listen to the pronunciation of çöküş
Турецкий язык - Английский Язык
downfall

His arrogance led to his downfall. - Küstahlığı onun çöküşüne yol açtı.

His love for indigenous Mexican art became his downfall. - Yerli Meksika sanatına olan sevgisi, onun çöküşü oldu.

collapse

The Cold War ended with the collapse of the Soviet Union. - Soğuk Savaş, Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle ​​sona erdi.

The news was all about the collapse of the Soviet Union. - Haber tamamen Rusya'nın çöküşü hakkında idi.

sunset
decline
descent
kneeling and sitting down (of a camel, cow, etc.)
smash up
collapse, collapsing, falling down
decay
fall

Romans did not wish for the fall of their empire, but it happened. - Romalılar, imparatorluğun çöküşünü istemedi, ama oldu.

What led to the fall of the Roman Empire? - Ne Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne yol açtı?

(Hukuk) slump

He seems to be in a slump. - O bir çöküş içinde görünüyor.

Tom's in a slump lately. - Tom son zamanlarda bir çöküş içinde.

ruins
collapse or fall (of a country, regime, etc.)
collapse; decline, decadence, decay, fall, downfall
breakup
decadence
squatting down
twilight
caving in, sinking in, falling in, giving way
debacle
(Dilbilim) declension
disaster
ruin
fail
subsidence
çök
{f} settling
çök
cave in
çök
gravitate
duygusal çöküş
emotional breakdown
çök
collapsed

Tom collapsed because of the heat. - Tom ısıdan dolayı çöktü.

The house collapsed in an earthquake. - Ev bir depremde çöktü.

çök
collapse

A lot of buildings collapsed in Japan due to the earthquake yesterday. - Dün depremden dolayı, Japonya'da çok sayıda bina çöktü.

Tom collapsed because of the heat. - Tom ısıdan dolayı çöktü.

Турецкий язык - Турецкий язык
Yıkılma
Çökme işi veya biçimi, inhitat
Çömelip yere oturuş
Son bulma, mahvolma, inhitat
dekadans
çöküş
Избранное