İki şey arasında ince farklar var.
- There are subtle differences between the two things.
Bir İngiliz olarak, o, İngiliz ve Amerikan kullanımı arasındaki farklara özellikle duyarlı.
- As an Englishman, he is particularly sensitive to the differences between English and American usage.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?
- What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
İki oğlan arasında dikkat çekici farklılıklar vardı.
- Striking differences existed between the two boys.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?
- What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
İki oğlan arasında dikkat çekici farklılıklar vardı.
- Striking differences existed between the two boys.