Tom, Mary'yi bacağından iki kere vurdu.
- Tom shot Mary twice in the leg.
Okunmayı hak eden bir kitap iki kere okunmayı hak eder.
- A book worth reading is worth reading twice.
Bu tünel onun iki katı kadar uzundur.
- This tunnel is twice as long as that one.
Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.
- Your room is twice the size of mine.
Ben iki kez Mt. Fuji'ye tırmandım.
- I've climbed Mt. Fuji twice.
Dişlerini günde en az iki kez fırçala.
- Brush your teeth twice a day at least.
İki defa Fuji Dağı'na tırmandım.
- I've climbed Mt. Fuji twice.
Yıldız Savaşlarını iki defa izledim.
- I have seen Star Wars twice.