müfettiş

listen to the pronunciation of müfettiş
Türkçe - İngilizce
inspector

Tom is a tax inspector. - Tom bir vergi müfettişidir.

The suspect told a lie to the inspector. - Şüpheli müfettişe bir yalan söyledi.

examiner

The applicant impressed the examiner favorably. - Başvuru sahibi müfettişi olumlu olarak etkilemişti.

superintendent
supervisor
visitor
investigator

Investigators understood why the jet crashed. - Jetin neden düştüğünü müfettişler anladı.

Investigators are trying to decipher what happened. - Müfettişler ne olduğunu çözmeye çalışıyor.

overseer
inspector, investigator, superintendent, supervisor
(Kanun) visiting officer
chequer
examine

The investigators sent a glass and a pair of socks to be examined. - Müfettişler incelenmek için bir bardak ve bir çift çorap gönderdi.

The applicant impressed the examiner favorably. - Başvuru sahibi müfettişi olumlu olarak etkilemişti.

comptroller
intendant
controller
ınspector

The suspect told a lie to the inspector. - Şüpheli müfettişe bir yalan söyledi.

Inspector Tom Jackson questioned Mary for hours. - Müfettiş Tom Jackson saatlerce Mary'yi sorguladı.

müfettiş general
(Askeri) inspector general
gezici müfettiş
(Ticaret) travelling auditor
müfettişler
{i} inspectorate
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) teftiş eden, kontrol eden
Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse
MÜFETTİŞ
(Osmanlı Dönemi) Araştıran
MÜFETTİŞ
(Osmanlı Dönemi) Teftiş eden, tetkik ve tahkik ile kusur ve iyilikleri görüp anlayan ve lüzumlu merci'lere bildiren
müfettiş