kemikli

listen to the pronunciation of kemikli
Türkçe - İngilizce
bony

I don't like bony fish. - Ben kemikli balıkları sevmem.

{s} boned
angular
bony; big-boned
with bones
having bones, bony
osseous
(Tıp) osteal
sclerous
scraggy
kemik
{s} bone

The icy wind cut us to the bones. - Buz gibi bir rüzgar bizi kemiklerimize kadar dondurdu.

The bones remained frozen in the ice. - Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.

kemikli balıklar
(Hayvan Bilim, Zooloji) osteichthyes
kemikli turna
(Hayvan Bilim, Zooloji) lepisosteus
kemikli et
to bony
kemikli balık
bony fish
kemikli balık türü
glaucus
kemikli koyun gerdanı
scrag end of mutton
kemikli sayılır halde
angularly
kemik
os
kemik
the bone
ilkel kemikli balıkgiller
(Hayvan Bilim, Zooloji) holostei
ilkel kemikli balıklar
(Hayvan Bilim, Zooloji) holostei
kemik
osteoid
kemik
{s} osseous
kemik
osteo

My cousin suffers from osteoporosis. - Kuzenim kemik erimesinden muzdarip.

My father suffers from osteoporosis. - Babam kemik erimesinden acı çekiyor.

kuyruğun kemikli kısmı
dock
t kemikli biftek
T bone steak
Türkçe - Türkçe
Kemiği olan veya çok kemiği olan
Kemikleri iyi gelişmiş. Çok zayıf, sıska: "Uzun ve kemikli yüzler sanki keder için yaratılmış."- R. H. Karay
Kemikleri iyi gelişmiş
Çok zayıf, sıska
kemikli balıklar
Balıklar sınıfından, iskeletleri kıkırdak durumunda kalmayıp kemikleşmiş olan balıklar takımı
Kemik
azm
Kemik
bone
Kemik
sınık
kemik
İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı: "Kemikten bir tahta gibi gıcırdayarak Nihat yerinden kalktı."- P. Safa
kemik
Kemikten yapılmış
kemik
insanın ve omurgalı hayvanların iskeletini oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı
kemik
içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi
kemik
İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı
kemikli