kabile

listen to the pronunciation of kabile
Türkçe - İngilizce
tribe

A savage tribe lived there in those days. - O günlerde orada vahşi bir kabile yaşadı.

By the 1750s, all the tribes of the Great Plains had horses. - 1750'lere kadar Great Plains'in tüm kabilelerinin atları vardı.

tribe, clan boy
clannish
tribal

Are you still able to speak your tribal language? - Kendi kabilenin dilini konuşabilir misin?

Tom has tribal tattoos on his thighs. - Tom uyluklarında kabile dövmelerine sahip.

clan
sociol. clan; tribe
(Botanik) genus
midwife
phratry
sept
kabile büyücüsü
witch doctor
kabile reisi
tribal chieftain
kabile reisi
chieftain
kabile reisi
sachem
kabile reisi kadın
matriarch
kabile üyesi
tribeman
kabile üyesi
tribesman
güney afrika'da bir kabile
Kaffir
kızılderili kabile reisi
cacique
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) birlikte yaşayan, konup geçen, bir sülâleden gelen insanlar
Boy
çocuğun doğmasına yardım eden ve bunu meslek edinen kadın
Ebe
Boy: "Bütün Havran kabile kabile parçalanmıştı."- F. R. Atay
(Osmanlı Dönemi) TABAK
(Osmanlı Dönemi) CEDİLE
(Osmanlı Dönemi) TUFAVE
KABİLE
(Osmanlı Dönemi) Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden türemiş insanlar. Bir reisin idaresi altında bulunan ve ekserisi aynı soydan gelen insanlar
kabile