It took a lot of time, blood, sweat and tears to clean it.
- Bunu temizlemek bir sürü zaman, kan, ter ve göz yaşı aldı.
She tried not to shed a tear.
- Gözyaşı akıtmamak için çabaladı.
A tear ran down her cheek.
- Bir gözyaşı onun yanağından aşağıya süzüldü.
I saw tears in his eyes.
- Onun gözlerinde gözyaşı gördüm.
Without music, the world is a valley of tears.
- Müziksiz dünya, gözyaşı vadisidir.