to-walk

listen to the pronunciation of to-walk
English - Turkish

Definition of to-walk in English Turkish dictionary

hoof
{i} toynak
ankle
{i} ayak bileği

Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu. - A sprained ankle disabled him from walking for a month.

Bir taşa takıldım, ayak bileğimi incittim. - I tripped on a stone, twisting my ankle.

ankle
(Tıp) Ayak bileği, aşık çıkıntısı, tarsus
hoof
{i} toynak. f
ankle
{i} ayak bileği kemiği
ankle
ankle bone aşık kemiği
ankle
ayak bilek

O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu. - He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.

Benim ayak bileklerim sık sık şişer. - My ankles often become swollen.

ankle
ayak bileği eklemi
ankle
{f} yürümek

Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu. - A sprained ankle disabled him from walking for a month.

ankle
(fiil) yürümek
hoof
dili yaya gitmek
hoof
sağ
hoof
{ç} --s (hûfs)/hooves (huvz)
hoof
çiftelemek (at vb)
hoof
{f} yaya gitmek
hoof
taban tepmek
hoof
{i} ayak

Ayakkabı atın toynağına düştü. - The shoe fell off the horse's hoof.

hoof
toynaklı hayvan ayağı
to walk
yürümek

Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık. - There being no train, we had to walk all the way.

İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer. - It takes twenty minutes to walk from the station to school.

English - English
Ambulate
ankle
promenade
hoof
to-walk

    Videos

    ... will cease to walk if you get behind on payments on them. That means that any thug who buys ...
    ... called a Faraday cage and every time you walk into  metal structure, you get shielded by ...
Favorites