Tom sayısız kanunu çiğnedi.
- Tom broke numerous laws.
Sayısız kez Boston'a gittim.
- I've been to Boston numerous times.
Kyoto'da çok sayıda üniversite var.
- There are numerous universities in Kyoto.
Kralın ondan çok sayıda gayrımeşru çocuğu vardı.
- The king had numerous illegitimate children with her.
Umutlu olmak için çok sayıda sebep var.
- There are numerous reasons to be hopeful.
Kyoto'da çok sayıda üniversite var.
- There are numerous universities in Kyoto.
Birçok ülke nükleer silahsızlanma anlaşmasını imzaladı.
- Numerous countries have signed a nuclear disarmament agreement.
Aldığımızdan beri evde birçok iyileştirmeler yaptık.
- We have made numerous improvements to our house since we bought it.
Hangi dilleri konuşuyorsun?
- What languages do you speak?
Belçika'da hangi dilleri konuşuyorlar?
- What languages do they speak in Belgium?
... and numerous cultural influences ...
... turkeys mutation to numerous journeys journeys in time ...