let-alone

listen to the pronunciation of let-alone
English - Turkish
şöyle dursun

Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam. - I don't like grilled fish, let alone raw fish.

Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum. - I can't read French, let alone speak it.

kendi haline bırakmak
bırak

Bırak bir doları bir sentim bile yok - I don't have a cent, let alone a dollar.

Bırak bir ulusu, o kendi ailesini idare edemez. - He can't run his own family, let alone a nation!

karışma
let well enough alone
olanla yetinmek
Honesty, let alone honor, was not in him
Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu
leave/let him alone
/ Onu rahat bırakalım
let alone
(Kristalografi) 'na ek olarak
let me alone
yalnız bana izin
let well alone
hiç karışmamak
let/leave s.o./s.t. alone
olduğu gibi bırakmak, kendi haline bırakmak; dokunmamak, rahat bırakmak
Honesty, let alone
Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu
let alone
şöyle dursun: He can't support himself, let alone two relatives. İki akraba şöyle dursun, kendisini bile geçindiremiyor
let alone
(Fiili Deyim ) kendi haline bırakmak , ilişmemek
let alone
rahat bırakmak
let alone/be
karışmamak, kendi haline bırakmak
let him alone
(Konuşma Dili) bırak işine karışma
let him alone
(Konuşma Dili) bırak ne hali varsa görsün
Turkish - English

Definition of let-alone in Turkish English dictionary

şöyle dursun let alone ..., never
mind about ...: Fransızca şöyle dursun, Türkçeyi bile doğru dürüst konuşamıyor . Never mind about French, he can't even speak Turkish properly