Onu elbette bilmiyoruz.
- We don't know that for sure.
Elbette orada olacağım.
- I'll be there for sure.
Tom bugünkü sınavı geçeceğinden bayağı emin.
- Tom is pretty sure that he'll pass today's exam.
Sen bunu bana anlatan ilk kişi değilsin, muhakkak son kişide değilsin.
- You're not the first person to tell me that, and surely you're not the last.
Muhakkak birine söyledin.
- Surely you told somebody.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.
- I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Beni kimsenin izlemediğini sağlama bağladım.
- I made sure no one was following me.
Saat üçte mutlaka gel.
- Be sure to come at 3.
Makbuzu mutlaka saklayın.
- Make sure you save the receipt.
Hayalinin gerçekleşeceği gün kesinlikle gelecek.
- The day will surely come when your dream will come true.
O harika! Kesinlikle güleceksiniz.
- It's great! You'll laugh for sure.
Şüphesiz havalar düzelecektir.
- Surely the weather will become fine.
Şüphesiz Tom'la irtibata geçebiliriz.
- Surely we can get in touch with Tom.
Bu bilginin güvenilir olduğundan emin misin?
- Are you sure this information is reliable?
O kesinlikle iyi bir adam ama güvenilir değil.
- He is a good fellow for sure, but not trustworthy.
Keşke bunu kati olarak söyleyebilsem.
- I wish I could say for sure.