hissedilme

listen to the pronunciation of hissedilme
Turkish - English

Definition of hissedilme in Turkish English dictionary

hisset
{f} felt

Words cannot describe the horror I felt. - Kelimeler hissettiğim korkuyu anlatamaz.

I felt an uncomfortable tightness in my chest. - Göğsümde tatsız bir daralma hissettim.

hissedilmek
perceived
hisset
{f} feeling

Tom wasn't feeling particularly talkative. - Tom özellikle konuşkan hissetmiyordu.

Feeling tired after his walk in the country, he took a nap. - Kırsaldaki yürüyüşünden sonra yorgun hissettiği için şekerleme yaptı.

hisset
{f} sensing

Sensing danger, he ran away. - Tehlikeyi hissetti, kaçtı.

hissedilmek
be perceived
hisset
{f} feel

Feeling tired after his walk in the country, he took a nap. - Kırsaldaki yürüyüşünden sonra yorgun hissettiği için şekerleme yaptı.

I find it necessary to be able to say what I feel. - Ne hissettiğimi söyleyebilmeyi gerekli buluyorum.

hissedilmek
to be sensed, be perceived
Turkish - Turkish
Hissedilmek işi
HİSSET
(Osmanlı Dönemi) Cimrilik. Bahillik. Tamahkârlık
HİSSET
(Osmanlı Dönemi) Alçaklık
hissedilmek
Sezilmek: "Bu akşam sesinde kaba ve iğrenç bir şeyden söz eder gibi, âdeta bir tiksinme hissediyordu."- H. E. Adıvar
hissedilmek
Hissetme işine konu olmak
hissedilmek
Sezilmek
hisset
Cimrilik, pintilik
hisset
Cimri