Definition of fabrikası in Turkish English dictionary
- fabrika
- factory
The factory decided to do away with the old machinery.
- Fabrika eski makineleri kaldırmayı düşünüyor.
The factory is producing a new type of car.
- Fabrika, yeni cins bir araba üretiyor.
- fabrika
- (Hukuk) plant
We have a plant in Boston.
- Boston'da bir fabrikamız var.
Her father was a tractor driver and her mother worked in a textile plant.
- Babası bir traktör sürücüsüydü ve annesi bir tekstil fabrikasında çalıştı.
- hızar fabrikası
- sawmill
- fabrika
- install
- fabrika
- (Askeri) arsenal
- fabrika
- production plant
- fabrika
- (Ticaret) work
My older brother is planning to work at a drug factory.
- Ağabeyim, bir ilaç fabrikasında çalışmayı planlıyor.
He works in a factory.
- O bir fabrikada çalışır.
- kereste fabrikası
- (Marangozluk) lumber mill
- silah fabrikası
- armoury
- fabrika
- manufacturing plant
- fabrika
- mill
Tom works at the steel mill.
- Tom çelik fabrikasında çalışıyor.
He works at the steel mill.
- O, çelik fabrikasında çalışmaktadır.
- fabrika
- manufactory
- cam fabrikası
- glasshouse
- şeker fabrikası
- sugar refinery
- baca fabrikası
- (İnşaat) chimney stack
- baca fabrikası
- (İnşaat) smoke stack
- barut fabrikası
- powder mill
- bira fabrikası
- brewery
The bottles of beer that I brought to the party were redundant; the host's family owned a brewery.
- Partiye getirdiğim bira şişeleri gereksizdi; ev sahibinin ailesi bir bira fabrikasına sahipti.
- buz fabrikası
- ice plant
- cam fabrikası
- glasshouse, glassworks
- cam fabrikası
- glassworks
- damıtık içki fabrikası
- distillery
- demir fabrikası
- ironworks
- dokuma fabrikası
- (Tekstil) textile mill
- dokuma fabrikası
- weaving mill
- fabrika
- factory, works, plant, mill
- fabrika
- factory, plant, works
- fabrika
- workshop
- fabrika
- hacienda
- fabrika
- works
My father works for a factory.
- Babam bir fabrika için çalışmaktadır.
He works in a factory.
- O bir fabrikada çalışır.
- fruktoz fabrikası
- (Ticaret) fructose factory
- hadde fabrikası
- rolling mill
- hadde fabrikası
- roller mill
- halat fabrikası
- rope factory
- havagazı fabrikası
- gasworks
- ipek fabrikası
- filature
- iplik fabrikası
- filature
- iplik fabrikası
- spinning mill, filature
- içki fabrikası
- still
- içki fabrikası
- distillery
- kereste fabrikası
- sawmill
Tom works in a sawmill.
- Tom bir kereste fabrikasında çalışmaktadır.
- kiremit fabrikası
- roofing-tile factory
- kiremit fabrikası
- roofing tile factory
- kiremit fabrikası
- (Endüstri) tile factory
- kok fabrikası
- coking plant
- konserve fabrikası
- canner
- konserve fabrikası
- canning factory
- konserve fabrikası
- cannery
He works in a cannery.
- O bir konserve fabrikasında çalışıyor.
- kâğıt fabrikası
- paper mill
- makarna fabrikası
- (Denizbilim) macaroni factory
- makine fabrikası
- machine shop, engine works
- maya fabrikası
- (Denizbilim) yeast factory
- montaj fabrikası
- assembly plant
- montaj fabrikası
- (Endüstri) erecting shop
- ordu mühimmat fabrikası
- (Askeri) army ammunition plant
- paketleme fabrikası
- (Ticaret) packing station
- pamuk fabrikası
- cotton factory, cotton mill
- pamuklu dokuma fabrikası
- cotton mill
- sabun fabrikası
- soapworks
- silâh fabrikası
- armoury [Brit.]
- silâh fabrikası
- armory
- tuz fabrikası
- saltworks
- tuz fabrikası
- saltern
- tuğla fabrikası
- brick plant
- uçak fabrikası
- aircraft factory
- yazılım fabrikası
- software factory
- yem fabrikası
- feedmill
- çelik fabrikası
- steel mill
Tom works at the steel mill.
- Tom çelik fabrikasında çalışıyor.
He works at the steel mill.
- O, çelik fabrikasında çalışmaktadır.
- çelik fabrikası
- steelworks
He bought the steelworks.
- O, çelik fabrikasını satın aldı.
There is a steelworks beside the river.
- Nehrin yanında bir çelik fabrikası var.
- çeltik fabrikası
- rice mill
- çorap fabrikası
- hosiery
The hosiery factory produces 600,000 pairs of socks a day.
- Çorap fabrikası günde 600.000 çift çorap üretir.
- çırçır fabrikası
- ginnery
- şeker fabrikası
- sugar factory
- şerbet fabrikası
- râperie