Tom,Mary ile bir şey yapmak istemiyor.
- Tom didn't want anything to do with Mary.
O Tom'a ne yapmak zorundadır?
- What does that have to do with Tom?
Sahip olduklarımızla yetinmek zorunda kalacağız.
- We'll have to make do with what we have.
Süpermarketler şimdi kapalı, bu yüzden buzdolabında kalanlarla yetinmek zorunda kalacağız.
- The supermarkets are now closed, so we'll have to make do with what is left in the refrigerator.
... gone and done with. ...
... And what would you have done with it? ...