I need some body lotion.
- Biraz vücut losyonuna ihtiyacım var.
Do you want some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
I am learning a little English.
- Ben biraz İngilizce öğreniyorum.
Add a little more pepper.
- Biraz daha biber ekle.
You should relax a bit.
- Biraz sakinleşmelisin.
It's a bit strange to me.
- O bana biraz garip geldi.
I tried to give her some money, but she wouldn't take any.
- Ben ona biraz para vermeye çalıştım, ama o hiç almadı.
Give me some coffee if there is any left.
- Eğer kaldıysa bana biraz kahve ver.
It's a bit strange to me.
- O bana biraz garip geldi.
Could you move the chair a bit?
- Sandalyeyi biraz oynatabilir misiniz?
You're something of a troublemaker, aren't you?
- Sen biraz baş belasısın, değil mi?
He is something of an expert on oriental art.
- O, oryantal sanatında birazcık uzmandır.
I just started using this site a little while ago.
- Bu siteyi biraz önce kullanmaya başladım.
Take things a little more seriously.
- Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.
Could you please speak a little bit more slowly?
- Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?
He is a shade better today.
- O bugün biraz daha iyi.
The weather is a shade better today.
- Hava bugün biraz daha iyi.
Do you want a spot of coffee?
- Biraz kahve ister misiniz?
If I eat any more, I'll be sick.
- Biraz daha yersem, hasta olacağım.
We don't need any more volunteers, but we could use some more money.
- Bizim daha fazla gönüllüye ihtiyacımız yok ama biz biraz daha fazla para kullanabiliriz.
After a while, the children settled down.
- Biraz sonra çocuklar sakinleşti.
I think Tom just lied to me.
- Galiba Tom biraz önce bana yalan söyledi.
Forget what I have just told you.
- Biraz önce sana söylediğimi unut.
John, you've been working too hard. Have a seat and rest awhile.
- John, çok çalışıyorsun. Otur ve biraz dinlen.
The washing machine is somewhat out of order.
- Çamaşır makinesi biraz bozuk.
The air feels somewhat cold this morning.
- Bu sabah hava biraz soğuk.
I'm leaving soon because my bus goes in half an hour.
- Biraz sonra gidiyorum çünkü otobüsüm yarım saat içinde hareket ediyor.
The airplane soon went out of sight.
- Uçak biraz sonra görüş mesafesinden çıktı.