bölme

listen to the pronunciation of bölme
Turkish - English

Definition of bölme in Turkish English dictionary

<span class="word-self">bölmespan>
division
<span class="word-self">bölmespan>
{i} partition
<span class="word-self">bölmespan>
{i} chamber
<span class="word-self">bölmespan>
{i} closet
böl
divide into
<span class="word-self">bölmespan>
hatch
<span class="word-self">bölmespan>
(Bilgisayar) split

We'd like to split it. Could you bring it to us on two plates? - Onu bölmek istiyoruz.Bize onu iki tabakta getirir misin?

<span class="word-self">bölmespan>
(Ticaret) split up
<span class="word-self">bölmespan>
allotment
<span class="word-self">bölmespan>
compound
<span class="word-self">bölmespan>
cutout
<span class="word-self">bölmespan>
segmenting
<span class="word-self">bölmespan>
plate

We'd like to split it. Could you bring it to us on two plates? - Onu bölmek istiyoruz.Bize onu iki tabakta getirir misin?

<span class="word-self">bölmespan>
(Bilgisayar) intercept
<span class="word-self">bölmespan>
(Ticaret) sharing
<span class="word-self">bölmespan>
front wall
<span class="word-self">bölmespan>
{i} curtain
böl
{f} divided

Tom divided the pie into three equal parts. - Tom pastayı üç eşit parçaya böldü.

Mother divided the cake into eight pieces. - Anne pastayı sekiz parçaya böldü.

böl
hyphenate
böl
{f} forked
böl
divide

The playground is divided into three areas by white lines. - Oyun alanı, beyaz çizgiler tarafından üçe bölünmüş.

Mother divided the cake into three parts. - Anne pastayı üç parçaya böldü.

<span class="word-self">bölmespan>
screen
<span class="word-self">bölmespan>
dividing
<span class="word-self">bölmespan>
compartment

I found the secret compartment quite by accident. - Gizli bölmeyi oldukça kazara buldum.

The R.M.S. Titanic was divided into 16 watertight compartments. - RMS Titanik 16 tane su geçirmez bölmeye ayrıldı.

<span class="word-self">bölmespan>
bulkhead
<span class="word-self">bölmespan>
fractionation
<span class="word-self">bölmespan>
bay
<span class="word-self">bölmespan>
apportionment
<span class="word-self">bölmespan>
segmentation
<span class="word-self">bölmespan>
fraction
böl
dividing
<span class="word-self">bölmespan>
split to
<span class="word-self">bölmespan>
to split
<span class="word-self">bölmespan>
splitting of
böl
divvy
böl
split

Let's split the reward fifty-fifty. - Ödülü yarı yarıya bölüşelim.

Let's split the bill today. - Bugün hesabı bölüşelim.

böl
divideinto
<span class="word-self">bölmespan>
(Denizcilik) bulkhead
<span class="word-self">bölmespan>
section
<span class="word-self">bölmespan>
repartition
<span class="word-self">bölmespan>
dividing wall
<span class="word-self">bölmespan>
splitting
<span class="word-self">bölmespan>
divisional
<span class="word-self">bölmespan>
screening
<span class="word-self">bölmespan>
septum
<span class="word-self">bölmespan>
partition, dividing wall; room divider
<span class="word-self">bölmespan>
divided, partitioned, separated
<span class="word-self">bölmespan>
hatchway
<span class="word-self">bölmespan>
division; partition, dividing wall; compartment, bay; bulkhead
<span class="word-self">bölmespan>
divide

The R.M.S. Titanic was divided into 16 watertight compartments. - RMS Titanik 16 tane su geçirmez bölmeye ayrıldı.

The only way on Earth to multiply happiness is to divide it. - Dünya üzerinde mutluluğu çoğaltmanın tek yolu onu bölmektir.

<span class="word-self">bölmespan>
dissepiment
<span class="word-self">bölmespan>
distribution
<span class="word-self">bölmespan>
septa
<span class="word-self">bölmespan>
apportion
<span class="word-self">bölmespan>
scission
<span class="word-self">bölmespan>
dispensation
Turkish - Turkish

Definition of bölme in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">bölmespan>
Salon, oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer: "Gözlerimi tabağıma eğmiş bir vaziyetteyim ama, telefon bölmesini âdeta bakmadan görüyorum."- R. H. Karay
<span class="word-self">bölmespan>
Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi
<span class="word-self">bölmespan>
Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde: "Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti."- M. Ş. Esendal
<span class="word-self">bölmespan>
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim
<span class="word-self">bölmespan>
Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk
<span class="word-self">bölmespan>
çay tabağı
<span class="word-self">bölmespan>
Gemilerin içinde, su baskını, yangın gibi durumlarda, ara kapılar kapanınca arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler
<span class="word-self">bölmespan>
Büyük tepsi
<span class="word-self">bölmespan>
Salon, oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer
<span class="word-self">bölmespan>
Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde
<span class="word-self">bölmespan>
Bölmek işlemi, taksim