Tom endişeyle etrafına bakındı.
- Tom anxiously looked around.
Herkes endişeyle bekliyor.
- Everyone is waiting anxiously.
Köpek hevesle kuyruğunu salladı.
- The dog wagged its tail eagerly.
Kocasının dönüşünü hevesle bekledi.
- She waited eagerly for her husband's return.