A lot of women are under the male-hegemony in the world.
There is neither Jew nor Gentile, neither slave nor free, nor is there male and female, for you are all one in Christ Jesus.
- Ne Musevi, ne de musevi olmayan, ne köle ne de özgür vardır, ne erkek ne de dişi vardır, zira Mesih İsa'da hepiniz birsiniz.
Some people say Japan is a male-dominated society.
- Bazı insanlar, Japonya'nın erkek egemen bir toplum olduğunu söylüyorlar.
My little brother is watching television.
- Küçük erkek kardeşim televizyon izliyor.
My brother lives in Tokyo.
- Erkek kardeşim Tokyo'da yaşıyor.
How many boys are there in the room?
- Odada kaç tane erkek çocuk var?
How many brothers do you have?
- Kaç tane erkek kardeşin var?
I have a nephew. He's a bartender.
- Bir erkek yeğenim var. O bir barmen.
Tom is Mary's nephew.
- Tom Mary'nin erkek yeğeni.
Tom isn't very manly.
- Tom çok erkeksi değil.
You're so strong, manly and sweet, how could I resist you?
- Çok güçlü, erkeksi ve tatlısın, sana nasıl direnebilirim?
His brother studies very hard.
- Onun erkek kardeşi çok çalışır.
My brother pretended to be working very hard.
- Erkek kardeşim çok sıkı çalışıyormuş gibi davrandı.
When we think of the traditional roles of men and women in society, we think of husbands supporting the family, and wives taking care of the house and children.
- Ne zaman kadın ve erkeklerin geleneksel rollerini düşünsek, ailesine destek olan kocalar ve de aile ve çocuklarına bakan karılar aklımıza gelir.
Of all the men that I dislike, my husband is certainly the one that I prefer.
- Hoşlanmadığım tüm erkeklerden, kocam kesinlikle tercih ettiğimdir.