çöküntü

listen to the pronunciation of çöküntü
Turkish - English

Definition of çöküntü in Turkish English dictionary

çöküntü
collapse
çöküntü
depression
çöküntü
precipitation
çöküntü
sinking
çöküntü
subsidence
çöküntü
debris
çöküntü
deposition
Çöküntü
(Jeoloji) cave-in
çöküntü
subsidence (of land); depression
çöküntü
sag
çöküntü
breakdown

Tom had a mental breakdown. - Tom'un sinirsel çöküntüsü vardı.

çöküntü
sediment, deposit
çöküntü
psych. depression
çöküntü
debris, wreckage
çöküntü
collapse, sinking; subsidence; debris, wreckage; sediment, deposit; depression, breakdown
çöküntü
crackup
Turkish - Turkish

Definition of çöküntü in Turkish Turkish dictionary

Çöküntü
(Hukuk) İNKİRAZ
çöküntü
Gerileme, kriz
çöküntü
Suyun dibine çöken şeyler
çöküntü
Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan akli bozukluk, depresyon
çöküntü
Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz
çöküntü
Gerileme, kriz: "Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü."- T. Buğra
çöküntü
Çökme. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz
çöküntü
Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü
çöküntü
Çökme