edebiyat

listen to the pronunciation of edebiyat
Türkçe - İngilizce
literature

The lecturer spoke generally about American literature and specifically about Faulkner. - Konferansçı genel olarak Amerikan edebiyatı ve özellikle Faulkner hakkında konuştu.

He's a student of Japanese literature. - O, bir Japon edebiyatı öğrencisidir.

letters
literature, letters yazın
polite letters
language
belles-lettres
letter
belleslettres
{i} belles lettres
edebiyat Fakültesi the College of Literature, Arts, and Social Sciences
(in Istanbul University)
edebiyat alemi
all the world of letters
edebiyat dünyası
the world of letters
edebiyat dünyası
all the world of letters
edebiyat fakültesi diploması
a.b
edebiyat fakültesi master derecesi
Master of Arts
edebiyat fakültesi mezunu
Bachelor of Arts
edebiyat kulübü
athenaeum [Brit.]
edebiyat kulübü
atheneum
edebiyat ve beşeri bilimler
liberal arts
edebiyat ve beşeri ilimler
arts
edebiyat yapmak
to use a pompous language
edebiyat yapmak
to talk or write bombastically, talk or write in purple prose
edebiyat çevreleri
literaty people
edebiyat çevresi
the republic of letters
bilim ve edebiyat
science and literature
dini edebiyat
religious literature
fen edebiyat fakültesi
(Eğitim) faculty of science and letters
fen-edebiyat fakültesi
faculty of science and letters
modern edebiyat
modern literature
fen edebiyat fakültesi
Faculty of Arts and Sciences
din ve edebiyat
religion and literature
klasik edebiyat uzmanı
classicist
psikoloji ve edebiyat
psychology and literature
sanat ve edebiyat
art and literature
ucuz edebiyat
kitsch
Türkçe - Türkçe
İçten olmayan, gereksiz, boş sözler
Olay, düşünce, duygu ve imajların dil aracılığı ile biçimlendirilmesi sanatı, yazın
Olay, düşünce, duygu ve imajların dil aracılığı ile biçimlendirilmesi sanatı, yazın: "Edebiyat hocası iken talebeme bu nesir sanatından bir defa bahsetmiştim."- F. R. Atay
Düşünce, duygu ve imgelerin dil aracılığıyla biçimlendirilmesi sanatı
Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, boş sözler
Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür
yazın
EDEBİYAT
(Osmanlı Dönemi) Edebiyata âit yazıları toplayan kitap.Edebiyatın sözlük anlamından biri de edebe, yani terbiyeye uygun söz söylemektir. Demek ki edebiyatçı edepli olmalı, edepsizce söz ve yazılar edebiyat olamaz.Edebiyatta vardır üç meydan-ı cevelân; onlar içinde gezer, haricine çıkamaz: Ya aşkla hüsündür, ya hamâset ve şehâmet, ya tasvir-i hakikat. İşt
EDEBİYAT
(Osmanlı Dönemi) Düşünce, duygu veya herhangi bir hakikatı veya herhangi bir fikri yazı veya sözle, manzum veya nesir halinde güzel şekilde ifâde san'atı. Bu san'atla uğraşan ilim kolu
edebiyat tarihi
(Edebiyat) Bütün edebî hareketleri, dönemleri, yazar ve şairleri, dil ve üslûp özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap: "Edebiyat tarihinde ise onun adına hiçbir türlü rastlayamazsınız."- S. Birsel
EDEBİYAT YAPMAK
(Osmanlı Dönemi) Mc: Güzel ve uzun uzun sözlerle mevzu dışına çıkarak konuşmak
edebiyat bilimi
Edebiyatın içinde yer alan konuları sosyoloji, psikoloji gibi bilim dallarının yöntemlerini de kullanarak araştıran, inceleyen, irdeleyen ve tahlil eden bilim dalı
edebiyat tarihi
Bütün edebî hareketleri, dönemleri, yazar ve şairleri, dil ve üslûp özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap
karşılaştırmalı edebiyat
(Edebiyat) Comparative Literatüre - examines the relations between multiple language literatures
karşılaştırmalı edebiyat
Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli edebiyatlar arasındaki ilişkileri, benzerlikleri tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı, mukayeseli edebiyat
İngilizce - Türkçe

edebiyat teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

edebiyat fakültesi
Faculty of Literatüre, college of Literatüre
edebiyat