dizüstü bilgisayar

listen to the pronunciation of dizüstü bilgisayar
Türkçe - İngilizce
Laptop, notebook
laptop computer
notebook

Tom fanned himself with his notebook. - Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.

Please show me your notebook. - Lütfen dizüstü bilgisayarınızı bana gösterin.

briefcase computer
lap-top computer
laptop

It's practical to have a laptop. - Bu bir dizüstü bilgisayara sahip olmak pratiktir.

I'll give you a laptop computer. - Sana bir dizüstü bilgisayar vereceğim.

notebook computer
işlemci, dizüstü bilgisayar görüntü iletim teçhizatı
(Askeri) processor, laptop imagery transmission equipment
dizüstü bilgisayar