O iki kere düşünmezdi.
- He wouldn't have thought twice.
İki kere ölç, bir kere kes.
- Measure twice, cut once!
Gelirin, benimkinin yaklaşık iki katı kadar büyük.
- Your income is about twice as large as mine is.
Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.
- Your room is twice the size of mine.
İki kez evlendi ve yirmiden fazla çocuğu oldu.
- He married twice and had more than 20 children.
Dişlerini günde en az iki kez fırçala.
- Brush your teeth twice a day at least.
İki defa Fuji Dağı'na tırmandım.
- I've climbed Mt. Fuji twice.
Bir şeyi yapmak için Tom'a iki defa söylemek zorunda değilsin.
- You don't have to tell Tom twice to do something.