to lose, make hard to find or unnoticeable in an abundant mass

listen to the pronunciation of to lose, make hard to find or unnoticeable in an abundant mass
Englisch - Türkisch

Definition von to lose, make hard to find or unnoticeable in an abundant mass im Englisch Türkisch wörterbuch

drown
{f} suda boğulmak
drown
boğulmak

Tom boğulmaktan kurtarıldı. - Tom was saved from drowning.

Küçük kız gölde boğulmaktan neredeyse kıl payı kurtuldu. - It was a close call when the little girl almost drowned in the lake.

drown
(Osmanlıca) gark etmek
drown
(sesi) bastırmak
drown
(suda) boğulmak
drown
suyun altında bırakmak
drown
boğmak
drown
{f} dağıtmak
drown
bastırmak out ile gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak
drown
{f} suda boğmak
drown
batırmak
drown
boğma

Bir kadınla tartışmak suyu boğmaya çalışmak, ateşi yakmak, toprağı kazmak ya da havayı yakalamaya çalışmak gibidir. - Arguing with a woman is like trying to drown the water, burn the fire, dig the soil or catch the air.

Tom kendini boğmaya çalıştı. - Tom tried to drown himself.

drown
drowned in tears iki gözü iki çeşme
drown
kapla/boğul/boğ
drown
{f} bastırmak
drown
drowned in sleep ağır uykuya dalmış
drown
su altında bırakmak
Englisch - Englisch
drown

The CIA gathers so much information that the actual answers it should seek are often drowned in the incessant flood of reports, recordings, satellite images etc.

to lose, make hard to find or unnoticeable in an abundant mass
Favoriten