Yüzündeki kızgınlık belirgindi.
- The anger in her face was unmistakeable.
Kızgınlık, gerekçesinin görülmesini engelledi.
- Anger deprived him of his reason.
Seni kızdırmak istemiyorum.
- I don't wish to anger you.
Onun sesi öfkeden titriyordu.
- Her voice was quivering with anger.
O artık öfkesini tutamadı.
- He could no longer contain his anger.
O, yorumlarıyla bizi sinirlendiriyor.
- She angers us with her remarks.
Sinirden köpürüyorum.
- I'm boiling with anger.
Onu kızdırmamaya çalış.
- Try not to anger him.
Seni kızdırmak istemiyorum.
- I don't wish to anger you.
Kızmak için nedenin yok.
- You have no cause for anger.
You anger too easily.
You need to control your anger.
... all the sadness and frustration and anger and hurt, and then the crowd starts screaming, ...