teselsül

listen to the pronunciation of teselsül
Türkisch - Englisch
Succession
(Ticaret) continuity
numerated
Türkisch - Türkisch
(Hukuk) Birden çok kimsenin alacaklıya karşı aynı borcun tamamını yükümlenmelerine veya birden çok alacaklının tek bir borcu istemeye hakkı olduğunu gösteren durum;dayanışma
(Osmanlı Dönemi) Ulaştırma
(Osmanlı Dönemi) Man: Bak: Delil-i ihtira
(Osmanlı Dönemi) Zincirleme. Zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. Silsile peyda etme
Birbirine bağlı, birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra, silsile
Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması
(Osmanlı Dönemi) zincirleme, silsile halinde; varlıkların birbirini meydana getirdiği veya varlıkların, zincirleme sebeplerin neticesi olduğunu ihtivâ eden batıl bir görüştür ki, buna devir de denir
Zincirleme
TESELSÜL ETMEK
(Hukuk) Kesintisiz olarak,zincirlemeli şekilde ardarda gelme
TESELSÜL KARİNESİ
(Hukuk) (Tic.Huk.)İki veya daha çok kişi içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliğe sahip bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı ortak olarak borç alan sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça müteselsilen sorumlu olur
teselsül etmek
Kesintisiz, zincirleme sürüp gitmek
DEVİR VE TESELSÜL
(Osmanlı Dönemi) Davanın delile ve delilin davaya taalluk etmesiyle kaziyenin dönüp dolaşıp yine eski hâline gelerek hallolunamaması
teselsül
Favoriten