tehditkâr

listen to the pronunciation of tehditkâr
Türkisch - Englisch
menacing

Herbert opened his mouth, but Tom gave him a menacing look. - Herbert ağzını açtı ama Tom ona tehditkar bir görünüm verdi.

{s} threatening

The sky looks threatening. - Gökyüzü tehditkar görünüyor.

The sky had become threatening before I got to the station. - İstasyona varmadan önce, gökyüzü tehditkar olmuştu.

threatening or menacing (thing)
threatening, menacing
minacious
besetting
forbidding
sinister
forbidding
sinister
{s} minatory
tehditkâr söz
thunder
Türkisch - Türkisch
Tehdit dolu, tehdit edici
tehditkâr
Favoriten