tahakkuk

listen to the pronunciation of tahakkuk
Türkisch - Englisch
establishment
(Ticaret) recognition
(Ticaret) accrue

The interest on his bank account accrued over the years. - Onun banka hesabına yıllardır faiz tahakkuk ettirildi.

becoming a reality, realization
realization gerçekleşme
accrual, accruement (of interest, taxes, etc.); falling due (of a tax), interest
accrual
fruition
tahakkuk eden faiz
(Ticaret) accrued interest
tahakkuk eden gelir
(Ticaret) accrued income
tahakkuk esası
(Ticaret) basis of accounting
tahakkuk esası
(Ticaret) earnings basis
tahakkuk etmek
(Ticaret) recognise
tahakkuk etmek
come true
tahakkuk etmek
to be realized
tahakkuk etmek
realized
tahakkuk etmek
be realized
tahakkuk etmiş haklar
(Kanun) accrued rights
tahakkuk ettirme
(Ticaret) assessment
tahakkuk ettirmek
assess
tahakkuk ettirmek
realize
tahakkuk ettirmek
actualize
tahakkuk memuru
(Ticaret) certifying officer
tahakkuk eden vergi
(Ticaret) duty due
tahakkuk bazlı muhasebe
(Ticaret) accrual based accounting
tahakkuk defteri kebiri
(Ticaret) accrual ledger
tahakkuk eden borçlar
(Ticaret) accruals payable
tahakkuk eden prim
(Ticaret) accrued premium
tahakkuk etmek
accrue
tahakkuk etmek
(Hukuk) to accrue
tahakkuk etmek
1. to become a reality, be realized. 2. to turn out to be true, prove true. 3. (for interest, a tax) to accrue; (for a tax, interest) to fall due
tahakkuk etmek
to be realized, to come true
tahakkuk etmemiş gelir
(Ticaret) unrealized revenue
tahakkuk etmiş aktif
(Ticaret) accrued assets
tahakkuk etmiş amortisman
(Ticaret) expired utility
tahakkuk etmiş borç
(Ticaret) accrued expense
tahakkuk etmiş borçlar
(Ticaret) liabilities reserve
tahakkuk etmiş gelir
(Ticaret) accuired income
tahakkuk etmiş gelir
(Ticaret) accrued revenue
tahakkuk etmiş masraflar
(Ticaret) accrued charges
tahakkuk etmiş vergi
(Ticaret) liability reserve
tahakkuk etmiş ücretler
(Ticaret) accrued payroll
tahakkuk farkı
(Ticaret) accrual difference
tahakkuk işlemi görevlisi
(Ticaret) assessor
tahakkuk kayıtları
(Ticaret) accrual entries
tahakkuk memuru
tax assessor
tahakkuk memuru
(Hukuk) assessment officer
tahakkuk metodu
(Ticaret) accrual method
tahakkuk planı
(Ticaret) assessment plan
tahakkuk sistemi
(Ticaret) accrual system
tahakkuk subayı
(Askeri) accrue officer
tahakkuk süresi
(Ticaret) period or performance
tahakkuk tarihi
(Kanun,Ticaret) accrual date
tahakkuk tarihi due date
(of a tax, interest)
tahakkuk temelli muhasebe
(Ticaret) accrual accounting
tahakkuk ve tahsil
(Ticaret) assessment and collection
tahakkuk yevmiyesi
(Ticaret) accrual journal
tahakkuk yılı
(Ticaret) year of assessment
mala tahakkuk eden gümrük vergisi
(Hukuk) customs duties accrued on the product
tahakkuk etmek
accrue#
vergi tahakkuk memuru
assessor
Türkisch - Türkisch
Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi
(Hukuk) Gerçekleştirme; gerçekleşme
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin doğruluğunun meydana çıkması. Gerçekleşmek. Delil ile isbat edilmek. Sabit ve hakikat olduğu aşikâr olmak
Gerçekleşme
(Osmanlı Dönemi) delil ile ispat edilme, gerçekleşme
tahakkuk etmek
Gerçekleşmek
tahakkuk
Favoriten