politikacılar

listen to the pronunciation of politikacılar
Türkisch - Englisch

Definition von politikacılar im Türkisch Englisch wörterbuch

politika
(Hukuk) policy

Honesty is never the best policy. - Dürüstlük asla en iyi politika değildir.

He had decided on a new policy. - O, yeni bir politika izlemeye karar verdi.

politikacı
{i} politician

The Recruit scandal is a corruption scandal concerning public officials and politicians who accepted as bribes undisclosed shares from the RecruitCoscom company. The shares had been rising steadily. - Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.

The politician receives on Wednesdays. - Politikacı çarşamba günleri kabul ediyor.

politika
politics

We would often sit up all night discussing politics. - Biz çoğunlukla politika tartışarak bütün gece otururduk.

After the war, Ford entered politics. - Savaştan sonra, Ford politikaya girdi.

politika
political line, political conduct, political policy
politika
behavior resembling that of a crafty politician, politicness, expediency
politika
polity
politikacı
(Argo) polly
politika
politics; policy
politika
expedient
politikacı
politic (person), (someone) who acts expediently
politikacı
(someone) who behaves like a politician
politikacı
politico
Türkisch - Türkisch

Definition von politikacılar im Türkisch Türkisch wörterbuch

POLİTİKA
(Hukuk) Siyaset; devlet işlerini yürütme ve yönetme; bir amaca varmak için izlenen yöntem
POLİTİKA
(Osmanlı Dönemi) İtl. Memleket işlerini idare için tutulan ölçülü yol. Siyaset
Politikacı
siyasetçi
politika
Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset, siyasa: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa
politika
Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset, siyasa
politika
Yöntem: "Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular."- N. Cumalı
politika
Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşamak, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanmak gibi yollarla işini yürütme: "Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu."- Y. K. Karaosmanoğlu
politika
Yöntem
politikacı
Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan (kimse), siyasetçi
politikacı
Politika ile uğraşan kimse, siyasetçi: "Meşrutiyetten sonra en meşhur politikacılar bunlardan yetişmiştir."- Ö. Seyfettin
politikacı
Politika ile uğraşan kimse, siyasetçi