mor

listen to the pronunciation of mor
Englisch - Türkisch
(Askeri) sicil muhtırası (memorandum of record)
Türkisch - Türkisch
Bu renkte olan
Yayla böğürtleni
Kırmızı ile mavinin karışmasından oluşan renk, menekşe renginin kırmızıya çalanı
inci Aral'ın bir romanı
Süryanilerde aziz anlamında kullanılan sözcük
(Osmanlı Dönemi) BENEFŞE
mor ötesi
Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım, ultraviyole
Mor ötesi
ultraviyole
Englisch - Englisch
s, submarine volcanic mountain ranges
Morelos, a state of Mexico
Millennium Operating Regime
layer of organic matter that develops beneath conifer forest communities and is associated with Bly acidic soils
MOR is a type of pop music which is pleasant and not extreme or unusual. MOR is an abbreviation of `middle-of-the-road'. MOR singer Daniel O'Donnell. middle-of-the-road
{i} family name
direction, a line, (as a verb) to point, to direct someone, to guide
mother

Mother always gets up early in the morning. - My mother always gets up early in the morning.

My mother always gets up early in the morning. - Mother always gets up early in the morning.

abbr middle-of-the-road
Moderately Oil Resistant
A type of forest humus characterized by an accumulation or organic matter on the soil surface in matted Oe(F) horizons, reflecting the dominant mycogenous decomposers The boundary between the organic horizon and the underlying mineral soil is abrupt Sometimes differentiated into the following groups: Hemimor, Humimor, Resimor, Lignomor, Hydromor, Fibrimor, and Mesimor
Türkisch - Englisch
purple

The color is purple rather than pink. - Renk pembeden daha çok mor.

If you mix blue and red, the result is purple. - Mavi ve kırmızıyı karıştırırsanız, sonuç mordur.

violet

He likes women with violet eyes. - O, mor gözlü kadınlardan hoşlanıyor.

The visible colors of the rainbow are red, orange, yellow, green, blue, indigo, and violet. - Gökkuşağının görünür renkleri kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit ve mordur.

livid
amaranth
puce
magenta

The flowers are magenta. - Çiçekler morumsu kırmızıdır.

My pants are magenta. - Pantolonum morumsu kırmızı.

amaranthine
violet, purple
crape
mor salkım
wistaria
mor telgraf
(Botanik, Bitkibilim) tradescantia
mor ışık
(Meteoroloji) purple light
mor yakut
amethyst
mor atalet momenti
inertia moment
mor boya
cudbear
mor etmek
slang 1. to embarrass, make (someone) turn red in the face. 2. to beat (someone) black and blue
mor etmek
to embarrass, to flatten
mor etmen
(Kimya) agent purple
mor kumkuşu
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: Calidridinae) purple sandpiper
mor kuvars
amethyst
mor kuvvetler
(Askeri) purple forces
mor kuvvetler komutanı
(Askeri) purple commander
mor metin
(Bilgisayar) purple text
mor olmak
to be embarrassed, to be flattened
mor olmak
slang 1. to be embarrassed, turn red in the face. 2. to be beaten black and blue
mor pembe
magenta
mor rengine duyulan nefret
(Pisikoloji, Ruhbilim) porphyrophobia
mor salkım
(Tıp) wistaria chinensis
mor top çiçekli bitki
knapweed
mor yakut
(Tabiat Doğa) (mineral, maden) [syn.: mor yakut, ametist] amethyst
mor örgü
(Bilgisayar) purple mesh
mor ötesi görüntü
(Askeri) ultraviolet imagery
koyu mor
dark violet
koyu mor
dark purple
kırmızı-mor
(Bilgisayar) red-violet
mor renk
amethyst
mor ötesi
ultraviolet

Butterflies can communicate using ultraviolet signals. - Kelebekler mor ötesi ışın kullanarak iletişim kurabilirler.

Sunblock contains chemicals that can reflect or absorb the ultraviolet light. - Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.

menekşe çiçeğinin mor rengi
violet-purple flowers
mor renk
purple

The bottle Tom was holding had a purple label. - Tom'un tuttuğu şişenin mor renkli bir etiketi vardı.

morlar
purples
alı al, moru mor
flushed, purple in the face
mor renk
purpure
mor
Favoriten