keklik

listen to the pronunciation of keklik
Türkisch - Englisch
partridge
grouse

Wolverine catches a lot of hares and black grouses, hazel grouses, small rodents. - Porsuk bir sürü tavşan ve kayın tavuğu, ela keklik, küçük kemirgenler yakalar.

(Hayvan Bilim, Zooloji) tinamou
(Gıda) red partridge
(Hayvan Bilim, Zooloji) grey partridge
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: sülüngiller) [syn.: keklik, çilkeklik] partridge, grey partridge
(av) pickup
keklik otu
(Botanik, Bitkibilim) wild marjoram
keklik gözü
(Tıp) adonis vernalis
keklik otu
(Tabiat Doğa) (bitki, Fam: ballıbabagiller,şefeviye) wild marjoram
keklik saçması
fowling shot
keklik yavrusu
flapper
keklik çiğdemi
gladiolus
keklik öldürücü
(Hayvan Bilim, Zooloji) perdricide
keklik üzümü
checkerberry
keklik üzümü
partridgeberry
keklik üzümü
(Tabiat Doğa) (bitki, Fam: Pyrolaceae) [syn.: keklik üzümü, pirola] wintergreen, common wintergreen, checkerberry, teaberry
keklik üzümü yağı
oil of wintergreen
bir tür keklik
grouse
Torbada keklik
It's in the bag
kınalı keklik
red legged partridge
kınalı keklik
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: sülüngiller) [syn.: has keklik, kınalı keklik, kırmızı keklik] rock partridge
kızıl keklik
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: sülüngiller) red-legged partridge
siyah erkek keklik
blackcock
siyah keklik
black game
siyah keklik
blackcock
siyah keklik
black cock
taş keklik
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: sülüngiller) chukar
torbada keklik
see çantada keklik
çantada keklik
in the bag

The L.A. Lakers have got the game in the bag. - L. A. Lakers oyunu çantada keklik aldı.

çantada keklik
cinch
çantada keklik
fair game
çantada keklik
a sure thing, a certainty, something which is in the bag
çil keklik
grey hen
Türkisch - Türkisch
içel ve çevresinde yaygın bir türkü ve bu türkü eşliğinde oynanan kaşıklı, karşılama türü bir halk oyunu
Alımlı, güzel kadın
Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix)
Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix): "Yediği çilek ve çiğdem, ninnisi kaval ve bülbül, arkadaşı turna ve keklik imiş."- R. H. Karay
Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş
(Osmanlı Dönemi) KAVKAL
bürge
hace
kınalı keklik
Sülüngillerden, Balkan Yarımadası, Orta ve Doğu Asya'da yaşayan, uzunluğu 38 cm olan bir kuş türü (Alectoris graeca)
Englisch - Türkisch

Definition von keklik im Englisch Türkisch wörterbuch

çantada keklik
İn hand, in the bağ
keklik
Favoriten