isteksizlik

listen to the pronunciation of isteksizlik
Türkisch - Englisch
unwillingness
reluctance
(Ticaret) frustration
averseness
disinclination
lack of desire, undesire; indifference
indisposition
unwillingness; reluctance
repugnance
aversion

I developed an aversion toward the word awesome. - Awesome kelimesine karşı bir isteksizlik geliştirdim.

I developed an aversion toward seafood. - Deniz ürünlerine karşı bir isteksizlik geliştirdim.

unwillingness, reluctance, indisposition, disinclination
languor
Türkisch - Türkisch
İsteksiz olma durumu
İsteksiz olma durumu: "Eskisi gibi çalışmaktan zevk almıyordu. İçinde anlaşılmaz bir isteksizlik vardı."- R. N. Güntekin
isteksizlik
Favoriten