Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
Two of my books have been taken.
- Kitaplarımın ikisi alındı.
There was a great gap between the views of the two.
- Bu ikisinin görüşü arasında büyük bir uçurum vardı.
Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
I bought two dozen pencils.
- İki düzine kalem satın aldım.
Both the brothers were out.
- Kardeşlerin her ikisi de dışarıdalardı.
Both of the brothers are dead.
- Kardeşlerin ikisi de öldü.
Either Tom or Mary go to the market, but not both.
- Ya Tom ya da Mary markete gidecek, fakat ikisi değil.
Do you want to go out or stay at home? Either is OK with me.
- Dışarı çıkmak mı yoksa evde kalmak mı istiyorsun? Her ikisi de benim için uygun.
Tom and his sister are both students at this university.
- Tom ve kız kardeşi her ikisi de bu üniversitede öğrenciler.
Both the brothers were out.
- Kardeşlerin her ikisi de dışarıdalardı.
The orthodontist told him he'd need braces for at least two years.
- Ortodontist ona en az iki yıl süreyle pantolon askısına ihtiyacı olacağını söyledi.
Your words split my heart in twain.
- Sözleriniz kalbimi ikiye böldü.
The number 2015 is represented as 11111011111 in binary.
- 2015 numarası ikili olarak 11111011111 olarak gösterilir.
We had a couple glasses of wine.
- İki bardak şarabımız vardı.
I spent a couple of months in Boston.
- Boston'da iki ay geçirdim.
Only in love are unity and duality not in conflict.
- Birlik ve ikilik yalnızca aşkta çatışma içinde değildir.
Both of them are in the room.
- Onların her ikisi de odadalar.
Both of them went to the window to look outside.
- Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.
I don't know either girl.
- Kızların her ikisini de tanımıyorum.
Either skillful or lazy. But not both.
- Ya becerikli ya da tembel ama her ikisi değil.
The Brown twins, both of whom got recently married, held a party.
- Brown ikizleri, son zamanlarda her ikisi de evlendi, bir parti düzenledi.
Both of them are very cute.
- Onların her ikisi de sevimli
See you in a couple of minutes.
- İki dakika içinde görüşürüz.
He's only a couple of years older than me.
- O benden yalnızca iki yaş büyük.
Do you know either of the two girls?
- İki kızın her birini tanıyor musun?
Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
Both of my parents were brought up in the country.
- Ebeveynlerimin her ikisi de ülkede yetiştirildiler.
Hold the vase with both hands.
- Vazoyu iki elinle tut.
Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
The two sisters lived very quietly.
- İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.
Either skillful or lazy. But not both.
- Ya becerikli ya da tembel ama her ikisi değil.
Do you want to go out or stay at home? Either is OK with me.
- Dışarı çıkmak mı yoksa evde kalmak mı istiyorsun? Her ikisi de benim için uygun.
Tom and Mary are a musical duo.
- Tom ve Mary müzikal bir ikilidir.
Half of his class can write with both hands; they're ambidextrous.
- Sınıfının yarısı iki eliyle de yazabilir; onlar çok yönlüdür.
Tom and Mary are both ambitious, aren't they?
- Tom ve Mary ikisi de hırslı, değil mi?
The number of employees doubled in ten years.
- Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.
The only room available is a double.
- Mevcut tek oda iki kişiliktir.