gerilmek

listen to the pronunciation of gerilmek
Türkisch - Englisch
strain
be stretched
tighten
to be stretched
to be tightened
stretched
tensed
tightened
be tensed
to be tensed
to be stretched, be strained, be tightened, be drawn taut
(Konuşma Dili) to act high and mighty, swell
tauten
distend
be stressed
be tightened
(for nerves, relations, etc.) to be strained, be tensed up. gerile gerile pompously, with great self-importance
to be stretched over; to be spread out
tense
to be stretched, to be tightened; to be tensed
(for a limb, muscle, etc.) to be stretched out, be extended
stretch
gerilme
strain
gerilme
tension
ger
{f} strained

Their marriage has been strained lately because of financial problems. - Mali sıkıntılar nedeniyle evlilikleri son zamanlarda gerildi.

The atmosphere became strained when he came. - O geldiğinde ortam gerginleşti.

gerilme
tensile
gerilme
stress
gerilme
thrust
gerilme
harsh
ger
{f} straining
ger
tense up
ger
{f} stretched

My father stretched after dinner. - Babam akşam yemeğinden sonra gerildi.

He stretched and took a deep breath. - Gerindi ve derin bir nefes aldı.

ger
{f} tensed

Relax. You're all tensed up. - Rahatlayın. Hepiniz gerginsiniz.

ger
{f} strain

Tom has been under a lot of strain recently. - Tom son zamanlarda çok fazla gergin.

The atmosphere became strained when he came. - O geldiğinde ortam gerginleşti.

ger
{f} stretch

I got out of bed and had a good stretch. - Ben yataktan kalktım ve iyi bir gerindim.

I can't stretch my right arm. - Sağ kolumu geremiyorum.

ger
stretch out
ger
{f} tense

In the most thrilling moment, everyone looked very tense. - En heyecanlı anda herkes çok gergin görünüyordu.

What Jane said made the atmosphere less tense. - Jane'in söylediği ortamı daha az gerdi.

gerilme
stretch

The pregnancy left her with stretch marks. - Gebelik onu gerilme izleriyle bıraktı.

gerilme
distension
aşırı gerilmek
overstrain
ger
recover

Tom has completely recovered and can go back to work. - Tom tamamen iyileşti ve işe geri dönebilir.

Though the doctor did his best, the patient's recovery was slow. - Doktor elinden geleni yapmasına rağmen hastanın iyileşmesi yavaş gerçekleşti.

gerilme
{i} stretching
gerilme
distend
gerilme
being stretched, being strained, being tightened, being drawn taut, tension
gerilme
strain, stress, tension
gerilme
stretching out, extension (of a limb, muscle, etc.)
sinirleri gerilmek
(for someone) to be ready to explode with anger
yumruk atmak için gerilmek
haul off
Englisch - Englisch

Definition von gerilmek im Englisch Englisch wörterbuch

ger
v do [ON gera]
ger
in the Torah, the term applied to the resident non-Israelite who could no longer count on the protection of his erstwhile tribe or society (language=Ivrit) ["A Modern Commentary," Rabbi Gunther Plaut]
ger
form of a verb which acts as a noun (Grammar)
ger
Traditional housing of the Mongolians A round, felt tent Especially in the countryside this is the most comen housing
ger
German
ger
gerund
Türkisch - Türkisch
Gergin bir biçimde açılmak: "Gülmek istedim, dudaklarım titreyip gerildi."- A. Gündüz
Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek: "Koltuğunda şöyle bir gerilmiş, gülümseyerek yüzüme bakıyordu."- Y. Z. Ortaç
Gergin bir biçimde açılmak
Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek
Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek
Kasılmak
GER
(Osmanlı Dönemi) f. Türkçedeki "eğer" kelimesinin kısaltılmış şekli. Eğer, şayet mânasındadır
ger
Dokumacılıkta açık sarı renkli iplik
ger
Uyuz hastalığı
ger
Kumaş üzerine sinmiş kalıcı meyve sütü, leke
ger
(Osmanlı Dönemi) eğer
ger
Boza yakın bir renk
ger
Dişi ördek
ger
Vahşi hayvan yavrusu
ger
Tek tük ağaç bulunan kayalık
gerilme
Gerilmek işi
gerilme
Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum, gevşeme karşıtı
Englisch - Türkisch

Definition von gerilmek im Englisch Türkisch wörterbuch

ger
İskeleti tahtadan ve kalın maddelerden oluşan,kolayca inşa edilebilen ve atla bile taşınabilen at şeklinde çadır ev

Mongolian nomads live in gers.

gerilmek
Favoriten