İnsana da aşırı sıcaklıklara karşı koruyucu cihazlar verilmektedir.
- Man, too, has been given protective devices against extreme temperatures.
Tom'un işi aşırı stress yaratıyor.
- Tom's job creates extreme stress.
Yaşamanın maliyeti önemli ölçüde arttı.
- The cost of living increased dramatically.
Dolar döviz kuru önemli ölçüde arttı.
- The dollar exchange rate has increased dramatically.
Onun fikirleri benim için çok aşırı.
- His ideas are too extreme for me.
Ton son derece çok bilmiş.
- Tom is extremely sophisticated.
Tom aşırı derecede yorgun olduğunu söyledi.
- Tom said he was extremely tired.
Mary aşırı derecede çekici.
- Mary is extremely attractive.
Fadıl açgözlülüğünü örtmek için uçlara gitti.
- Fadil went to extremes to cover up his greed.
O bir uçtan diğerine düştü.
- He fell from one extreme to the other.
Tom son derece şiddetli.
- Tom is extremely violent.