ehliyet

listen to the pronunciation of ehliyet
Türkisch - Englisch
driving licence

She doesn't have a driving licence. - O kadının sürücü ehliyeti yok.

He didn't get a driving licence until he was twenty-eight. - O yirmi sekiz yaşına kadar ehliyet almadı.

license

You must have a driver's license before you can drive a car. - Bir araba sürebilmenden önce bir ehliyete sahip olman gerekir.

You must have a driver's license before you can drive a car. - Bir araba sürebilmek için önce bir ehliyete sahip olmalısın.

expertize
merit
expertise
credential
chop
worthiness
driver's licence
(kaptan) ticket
proficiency
(Hukuk) capacity, licence
qualification
licence [Brit.]
competency
driver's license

You must have a driver's license before you can drive a car. - Bir araba sürebilmenden önce bir ehliyete sahip olman gerekir.

You must have a driver's license before you can drive a car. - Bir araba sürebilmek için önce bir ehliyete sahip olmalısın.

competence
competence, competency, fitness
driving license

Last month I renewed my driving license. - Geçen ay sürücü ehliyetimi yeniledim.

If I don't fail, then I can get my driving license this year. - Çuvallamazsam, bu yıl ehliyetimi alabilirim.

efficiency, capacity " yeterlik, uzluk; driving licence, driver's license" sürücü belgesi, ehliyetname
driver licence
adequacy
efficiency
a driving licence
drivers license
{i} capability
{i} licence

He drives without licence. - O ehliyetsiz araç kullanıyor.

He didn't get a driving licence until he was twenty-eight. - O yirmi sekiz yaşına kadar ehliyet almadı.

ehliyet bedeli
(Askeri) proficiency pay
ehliyet brövesi
(Askeri) qualification badge
ehliyet derecelendirmesi
(Askeri) proficiency rating
ehliyet dereceli
(Askeri) qualified
ehliyet derecesi rozeti
(Askeri) proficiency rating designator
ehliyet derecesiz
(Askeri) unqualified
ehliyet kazanma süresi
(Askeri) qualifying period
ehliyet seviyesi
(Askeri) skill level
ehliyet sistemi
(Ticaret) merit system
ehliyet belgesi
(Ticaret) qualifying certificate
ehliyet değerlendirmesi
(Ticaret) efficiency rating
ehliyet kazanmak
to qualify
ehliyet sınavı
qualifying test
ehliyet ve uygunluk değerlendirilmesi
(Hukuk) certification and conformity assessment
hukuki ehliyet
(Kanun) civil liability
cezai ehliyet
criminal discretion
cezayı ehliyet
legal capacity
davaya ehliyet/dava ehliyeti the capacity
to sue or be sued
evlenme ehliyet belgesi
(Kanun) marriage licence
hukuki ehliyet
legal capacity
Türkisch - Türkisch
Sürücü belgesi
Ustalık, uzluk: "Üstat, ehliyetin son olgunluk merhalesini ifade ettiğinden yaş, baş ve sakal mefhumlarını da ihtiva ederdi."- A. Haşim
Ustalık, uzluk
ADEMİ EHLİYET
(Hukuk) Ehliyetsizlik, yeteneksizlik, ehliyetin ortadan kaldırılması hali
ehliyet
Favoriten