brisk; full of spirits; boasting; pretentious; conceited

listen to the pronunciation of brisk; full of spirits; boasting; pretentious; conceited
Englisch - Türkisch

Definition von brisk; full of spirits; boasting; pretentious; conceited im Englisch Türkisch wörterbuch

brag
böbürlenmek

Böbürlenmek istemedim. - I didn't want to brag.

brag
övünmek

Övünmek için değil ama ben oldukça zekiyim. - Not to brag, but I'm pretty smart.

Övünmek için değil ama oldukça yüksek bir IQ'ye sahibim. - Not to brag, but I have a pretty high IQ.

brag
kendini methetmek
brag
kasılmak
brag
yüksekten atma
brag
palavra atmak
brag
tafra satmak
brag
atıp tutmak
brag
{f} övün

Ne kadar iyi yemek pişirdiği hakkında övünür. - She brags about how well she can cook.

Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu. - Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.

brag
böbürlen

Böbürlenmek istemedim. - I didn't want to brag.

Tom yeni telefonuyla böbürlendi. - Tom bragged about his new phone.

brag
iskambil oyun
brag
ovünülecek şey
brag
övürlen kimse
brag
övünme

O genellikle övünmez. - He usually doesn't brag.

Tom yeni arabası hakkında övünmeye başladı. - Tom started bragging about his new car.

brag
methetmek
brag
i övünme
brag
övünen kimse
brag
(fiil) övünmek, böbürlenmek; yüksekten atmak
brag
övmek
brag
atıcı
Englisch - Englisch
brag
brisk; full of spirits; boasting; pretentious; conceited
Favoriten