Tom and Mary are very close to each other.
- Tom ve Mary birbirine çok yakın.
Tom and Mary lie to each other all the time.
- Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.
We helped one another.
- Birbirimize yardımcı olduk.
It is our duty to help one another.
- Birbirimize yardım etmek bizim görevimizdir.
These two lines cut across each other at right angles.
- Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry.
- Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.
Tatoeba is really multilingual. All the languages are interconnected.
- Tatoeba gerçekten çok dilli. Bütün diller birbirine bağlıdır.
Everything is interconnected.
- Her şey birbirine bağlıdır.
The three boys looked at one another.
- Üç genç birbirine baktı.
The two streets run parallel to one another.
- İki cadde birbirine paralel çalışır.