They launched a series of major economic programs.
- Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.
The enemy launched an attack on us.
- Düşman bize bir saldırı başlattı.
Shall we start the meeting now?
- Toplantıyı şimdi başlatalım mı?
Act too forcefully and you'll start a war.
- Kaba kuvvet kullanırsan savaş başlatırsın.
The United Kingdom and Iran resumed their diplomatic relations.
- Birleşik Krallık ve İran diplomatik ilişkilerini yeniden başlattılar.
Tom can't get his computer to start up.
- Tom bilgisayarını başlatamıyor.
I'll do my best often means I won't initiate anything.
- Ben elimden geleni yapacağım sık sık Ben bir şey başlatmayacağım anlamına gelir.
I wonder who started that rumor.
- O söylentiyi kimin başlattığını merak ediyorum.
Tom can't stay for long so let's get the meeting started.
- Tom uzun süre kalamaz bu yüzden toplantıyı başlatalım.
Let's go back before it begins to rain.
- Yağmur başlamadan önce geri dönelim.
Birth is, in a manner, the beginning of death.
- Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.
He began to work for that company last year.
- O, geçen yıl o şirket için çalışmaya başladı.
You began to learn Esperanto.
- Esperanto öğrenmeye başladınız.
The dog began to run.
- Köpek koşmaya başladı.
He stopped smoking and started running.
- Sigarayı bıraktı ve koşmaya başladı.
At the beginning it'll be tough, but everything's tough at the beginning.
- O, başlangıçta zor olacak, fakat her şey başlangıçta zordur.
Birth is, in a manner, the beginning of death.
- Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.
The French and Indian War had begun.
- Fransız ve Hint Savaşı başlamıştı.
The War of 1812 had begun.
- 1812 Savaşı başlamıştı.
Now I must go about my work.
- Şimdi işime başlamalıyım.
The student center is a good place to strike up conversations.
- Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.
She had no idea how to set about her work.
- İşine nasıl başlayacağı konusunda bir fikri yoktu.
We got up early and set about cleaning our house.
- Erken kalktık ve evimizi temizlemeye başladık.
Now let's get down to work.
- Şimdi çalışmaya başlayalım.
It's time to work now. Let's get down to business.
- Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.
Hostilities commenced.
- Düşmanlıklar başladı.
Tom's trial commenced three days later.
- Tom'un davası üç gün sonra başladı.
There's nothing better than a good cup of coffee to start off the day.
- Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.
Let's start off on the same page.
- Aynı sayfada başlayalım.