The Communists launched a major military campaign.
- Koministler büyük bir askeri kampanya başlattı.
They decided to launch a major attack.
- Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.
Kim Kardashian started a campaign against Turkey, so I never like her.
- Kim Kardashian Türkiye karşıtı bir kampanya başlattı, bundan dolayı onu asla beğenmiyorum.
Let's start the party.
- Haydi partiyi başlatalım.
The United Kingdom and Iran resumed their diplomatic relations.
- Birleşik Krallık ve İran diplomatik ilişkilerini yeniden başlattılar.
Tom can't get his computer to start up.
- Tom bilgisayarını başlatamıyor.
I'll do my best often means I won't initiate anything.
- Ben elimden geleni yapacağım sık sık Ben bir şey başlatmayacağım anlamına gelir.
Kim Kardashian started a campaign against Turkey, so I never like her.
- Kim Kardashian Türkiye karşıtı bir kampanya başlattı, bundan dolayı onu asla beğenmiyorum.
Let's get the party started.
- Haydi partiyi başlatalım.
School begins at nine and is over at six.
- Okul dokuzda başlar ve altıda biter.
Birth is, in a manner, the beginning of death.
- Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.
You began to learn Esperanto.
- Esperanto öğrenmeye başladınız.
Next month it'll be five years since he began playing the violin.
- Önümüzdeki ay keman çalmaya başlayalı beş yıl olacak.
The dog began to run.
- Köpek koşmaya başladı.
They began to run all at once.
- Hep birden koşmaya başladılar.
The beginning is the most important part of the work.
- Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
In the beginning God created the heaven and the earth.
- Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
My memory of her has begun to recede.
- Onunla ilgili anılarım azalmaya başladı.
The journey has just begun.
- Yolculuk henüz başladı.
Now I must go about my work.
- Şimdi işime başlamalıyım.
The student center is a good place to strike up conversations.
- Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.
We got up early and set about cleaning our house.
- Erken kalktık ve evimizi temizlemeye başladık.
She had no idea how to set about her work.
- İşine nasıl başlayacağı konusunda bir fikri yoktu.
It's time to work now. Let's get down to business.
- Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.
I've never seen him really get down to work.
- Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.
Tom's trial commenced three days later.
- Tom'un davası üç gün sonra başladı.
Hostilities commenced.
- Düşmanlıklar başladı.
There's nothing better than a good cup of coffee to start off the day.
- Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.
I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
- Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.