Never again would she be curious about the city.
- O asla şehir hakkında tekrar meraklı olmazdı.
She's curious to find out who sent the flowers.
- O, çiçekleri kimin gönderdiğini bulmak için meraklıdır.
My daughter is a communicative and inquisitive girl.
- Kızım iletişim kuran ve meraklı bir kızdır.
Tom looks inquisitive.
- Tom meraklı görünüyor.
I didn't mean to be nosy.
- Ben meraklı olmak istemedim.
Tom has some nosy neighbors.
- Tom'un bazı meraklı komşuları var.
Magdalena is interested in geography.
- Magdalena coğrafyaya meraklıdır.
I'm always interested in reading his column.
- Her zaman onun makalesini okumaya meraklıyım.
He is not very keen on coming tomorrow.
- Yarın gelmeye çok meraklı değil.
He is not very keen on coming tomorrow.
- Yarın gelmeye çok meraklı değil.
She looked quizzically at him.
- O meraklı meraklı ona baktı.
Tom says I'm too nosey.
- Tom fazla meraklı olduğumu söylüyor.