özverili

listen to the pronunciation of özverili
Türkisch - Englisch
selfless

In Japan, students are supposed to be selfless and group-centered. - Japonya'da, öğrencilerin özverili ve grup merkezli olması gerekiyor.

devoted

Tom and Mary are very devoted parents. - Tom ve Mary çok özverili ebeveynlerdir.

Thanks to Facebook, stalking is no longer the bastion of a few devoted enthusiasts, but a highly automated task convenient enough even for the busy housewife. - Facebook sayesinde, sinsice izlemek artık birkaç özverili hayranın kalesi değildir ama yoğun ev kadını için bile oldukça uygun bir yüksek otomasyonlu görevdir.

self-sacrificing, self-denying fedakâr
self sacrificing
unselfish
self denying
self-sacrificing, self-denying
self-sacrificing
altruistic
özverili olma
self neglect
özveri
{i} devotion
özveri
self-denial

His self-denial is admirable. - Onun özverisi takdire değer.

özveri
self-sacrifice
özveri
sacrifice
özveri
self denial
özveri
unselfishness
özveri
self-devotion
özveri
self sacrifice
özveri
self-abnegation
özveri
self devotion
özveri
self abnegation
özveri
self-sacrifice, self-denial, sacrifice fedâkarlık
özveri
self-sacrifice, self-denial
Türkisch - Türkisch
Özveri ile davranan, özverisi olan, fedakâr
Özveri ile davranan, özverisi olan, özveren, fedakâr: "Bugün yaşıyorsam ben de hayatımı o doktorun özverili çalışmasına borçluyum."- N. Cumalı
özveren
fedakar
Özveri
fedakarlık
özveri
Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık
özveri
Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık: "Özveri, kadında ille çocuk doğurmakla da başlamaz."- H. Taner
özverili
Favoriten