dışlanmış

listen to the pronunciation of dışlanmış
Türkçe - İngilizce
outsider
debauched
ostracised
outcast

Tom said he felt like an outcast. - Tom bir dışlanmış gibi hissettiğini söyledi.

Both Tom and Mary felt like outcasts. - Hem Tom hem de Mary kendilerini dışlanmış gibi hissettiler.

dışlanmış kimse
derelict
dışlanmış gibi hissetmek
feel left out
dışla
exclude

They excluded John from the club. - Onlar John'ı kulüpten dışladılar.

Others were excluded too, right? - Diğerleri de dışlandı, değil mi?

dışla
ostracize

I was basically ostracized. - Temel olarak dışlanmıştım.

Layla was ostracized by society. - Leyla toplum tarafından dışlandı.

toplumdan dışlanmış kimse
pariah
dışlanmış