O, elbette İngilizce konuşabilir.
- She can naturally speak English.
Onun saçı doğal olarak kıvırcık.
- Her hair is naturally curly.
Bir yabancı dili öğrenmek için en önemli kitap, doğal olarak, bir sözlüktür.
- The most important book to learn a foreign language is, naturally, a dictionary.
Doğal olarak hiçbir dil birbirine göre üstün değildir.
- No language is inherently superior to any other.
İnsanlar doğal olarak iyi.
- People are inherently good.
Nefes alışı kadar doğal şekilde yalan söyler.
- He lies as naturally as he breathes.
O doğuştan iyi bir hafızasıya sahip.
- He has a naturally good memory.
She is weak by nature.
- Sie ist von Natur aus schwach.
She's inquisitive by nature.
- Sie ist von Natur aus neugierig.