Tom, Mary'yi bacağından iki kere vurdu.
- Tom shot Mary twice in the leg.
O iki kere düşünmezdi.
- He wouldn't have thought twice.
Gelirin, benimkinin yaklaşık iki katı kadar büyük.
- Your income is about twice as large as mine is.
Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.
- Your room is twice the size of mine.
İki kez evlendi ve yirmiden fazla çocuğu oldu.
- He married twice and had more than 20 children.
Ben iki kez Mt. Fuji'ye tırmandım.
- I've climbed Mt. Fuji twice.
Çoğu kişi dişlerini günde en az iki kez fırçalar.
- Most people brush their teeth at least two times a day.
İki kez otobüs değiştirmek zorundayım.
- I have to change buses two times.
Uçak havalandıktan sonra havaalanı etrafında iki defa dolandı.
- The plane circled the airport twice after taking off.
İki defa aynı hatayı yaptı.
- He has made the same mistake twice.
If I were you, I wouldn't think twice — but thrice.
- If I were you, I wouldn't think two times, but three times!
I only used it twice.
- I've only used this two times.