Tom bir gezici satış temsilcisiydi.
- Tom was a traveling salesman.
Bazı insanlar cumhurbaşkanının seyahat ederek çok fazla zaman harcadığını düşünüyor.
- Some people think the president spends too much time traveling.
Seyahat ederek biraz vakit geçirmek istiyorum.
- I want to spend some time traveling.
O, seyahat etmeye alışkındır.
- He's accustomed to traveling.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten kaçınmaya çalışır.
- Tom tries to avoid traveling by air.
Yurt dışında seyahat şimdi daha popüler.
- Traveling abroad is now more popular.
Yurt dışına seyahat etmek benim en sevdiğim şeylerden biridir.
- Traveling abroad is one of my favorite things.
Tom bir seyyar satıcı olarak geçimini sağlıyor.
- Tom makes a living as a traveling salesman.
Bill'in babası bir seyyar satıcıydı.
- Bill's father was a traveling salesman.
... PRESIDENT OBAMA: Well, four years ago when I was running for office I was traveling around ...
... so we were traveling up the West Coast in a rental car, in a TAURUS, and I was doing ...