Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.
- The president was forced to return to Washington.
O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.
- He left the Mexican capital to return to Texas.
Bir araba iade etmek istiyorum.
- I'd like to return a car.
Dün yeşil bir kanepe aldım, ama kapıdan sığdıramadım, bu yüzden geri iade etmek zorunda kaldım.
- I bought a green couch yesterday, but I couldn't fit it through the door, so I had to return it.
O onun aşkını geri çevirmedi.
- He did not return her love.
Keşke bizim için çalışmaya geri gelmeyi düşünsen.
- I wish you'd consider coming back to work for us.
Keşke Boston'a geri gelmeyi düşünsen.
- I wish you'd consider coming back to Boston.
Keşke iyiliğe karşılık verebilsem.
- I only wish I could return the favor.
Tom karşılık olarak ne istiyor.
- What does Tom want in return?