tanınmış

listen to the pronunciation of tanınmış
التركية - الإنجليزية
reputable
notable
of note
prestigious
famed
noted

The noted diplomat readily participated in the committee. - Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.

well-known; famous
well known

He is well known in our country. - O, ülkemizde iyi tanınmıştır.

She's well known as a singer. - O bir şarkıcı olarak iyi tanınmıştır.

known for: O dürüst tanınmış bir adamdır. He's a man who's known for his honesty
illustrious
well-known, famous, recognized, noted, celebrated, reputable
distinguished
reputed

She is highly reputed not only as a scholar but also as a poet. - O sadece bir bilim adamı olarak değil aynı zamanda bir şair olarak da çok iyi tanınmış.

conversant
famous

That's a famous mountain. - O tanınmış bir dağdır.

Mary is a famous pop star. - Mary tanınmış bir pop yıldızıdır.

acknowledged
recognized

That is a recognized American author. - O tanınmış bir Amerikalı yazardır.

Years ago this principle was widely recognized. - Yıllar önce bu ilke yaygın olarak tanınmıştır.

(Politika, Siyaset) prominent

Sami was a prominent Cairo plastic surgeon. - Sami, tanınmış bir Kahireli plastik cerrahtı.

The prominent psychologist resembles my uncle in appearance. - Tanınmış psikolog görünüşte amcama benziyor.

(Kanun) legitimized
(deyim) in the public eye
known

A very well known wine is produced in that region. - O bölgede, çok iyi tanınmış bir şarap üretilir.

It's one of the best known books in Brazilian literature. - Brezilya edebiyatındaki en tanınmış kitaplardan biri.

tanı
{i} diagnosis
tanınmış kimse
notability
tanı
identification
tanı
direct
tanı
(Bilgisayar) identify

The police thought the victim was Tom, but they were unable to identify the body. - Polisler kurbanın Tom olduğunu düşündü fakat cesedi tanıyamadılar.

Can you identify the man using this picture? - Bu fotoğrafı kullanan adamı tanımlayabilir misin?

tanı
recognise

I can recognise my own kind. - Ben kendi türümü tanıyabilirim.

Do you recognise the person in this picture? - Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?

tanı
{f} recognized

She was burned so extensively that her children no longer recognized her. - O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.

Everyone recognized him as a brilliant pianist. - Herkes onu görkemli bir piyanist olarak tanıdı.

tanı
diagnostic

The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument. - Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.

alenen tanınmış kişi
public figure
kötü tanınmış
notorious

The notorious expression of the year 2011 is Kebab murders. - 2011 yılının kötü tanınmış deyimi Kebap cinayetleridir.

ptolemaios zamanındaki yedi tanınmış yunanlı şair
Pleiades
resmen tanınmış
accredited
resmen tanınmış banka
(Ticaret) recognised bank
resmen tanınmış olan kilise
established church
tanı
diagnosis teşhis
التركية - التركية