I started liking Mary as soon as I met her.
- Onunla karşılaşır karşılaşmaz, onu sevmeye başladım.
I'm used to no-one liking me.
- Hiç kimsenin beni sevmemesine alışkınım.
My child dislikes the dentist.
- Çocuğum diş hekimini sevmez.
I dislike big cities.
- Ben büyük şehirleri sevmem.
I can wait to love in heaven.
- Cennette sevmek için bekleyebilirim.
We should love our neighbors.
- Biz komşularımızı sevmeliyiz.
How difficult a thing it is, to love, and to be wise, and both at once.
- Ne kadar zor bir şey, sevmek ve akıllı olmak, ve her ikisi birden.
It is the greatest happiness in life to love and to be loved.
- Hayattaki en büyük mutluluk sevmek ve sevilmek.
You can't help but like them.
- Onları sevmekten başka çaren yok.
You have to like teaching in order to do it.
- Onu yapmak için öğretmenliği sevmek zorundasın.
I love living with you.
- Sizinle yaşamayı seviyorum.
I have a friend who loves me.
- Beni seven bir arkadaşım var.
All our teachers were young and loved teaching.
- Tüm öğretmenler gençtiler ve öğretmeyi sevdiler.
She is loved by everyone.
- O herkes tarafından sevilir.
To love and to be loved, these are the biggest forms of happiness.
- Sevmek ve sevilmek, bunlar mutluluğun büyük biçimleridir.
Tom has loved Mary for a long time.
- Tom uzun süredir Mary'yi sevmektedir.
Children need loving.
- Çocukların sevilmeye ihtiyacı vardır.
There is more pleasure in loving than in being loved.
- Sevmekte sevilmekten daha fazla zevk vardır.