Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
O, bana yüzmeyi öğretti.
- Er lehrte mich schwimmen.
Dün Tom bana yüzmeyi bilmediğini söyledi.
- Gestern hat Tom mir erzählt, dass er nicht schwimmen kann.
O, yüzmekten korkuyor.
- He is afraid of swimming.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
Tom ve Mary bankta oturdular, insanların yüzüşünü izlediler.
- Tom and Mary sat on the bench, watching people swim.
O, onun yüzüşünü izledi.
- She watched him swim.
Ne zaman burada yüzebilirim?
- When can I swim here?
John yüzme kulübündedir.
- John is in the swimming club.
It's very dangerous to swim in this river.
- Es ist sehr gefährlich, in diesem Fluss zu schwimmen.
He went to sea to swim.
- Er ist ans Meer gegangen, um zu schwimmen.