rahmet

listen to the pronunciation of rahmet
التركية - الإنجليزية
mercy
rain
god's compassion
God's mercy and grace; rain
God's mercy; God's compassion
rain (when thought of as a blessing)
god's mercy and grace
benediction
rahmet dilemek
Wish mercy upon someone
rahmet eylesin
bless
rahmet düşmek/yağmak
for rain to fall
rahmet okumak
1. to ask God to have mercy on (someone who has died), pray for (someone who has died). 2. to regret greatly the loss of
rahmet okutmak
(for someone unpleasant) to make one wish that (his predecessor) had never left: Bu yeni patron Ahmet Bey'e rahmet okuttu. This new boss has made us rue the day Ahmet Bey left
allah rahmet eylesin
god rest him/her
Allah gani gani rahmet eylesin
May God have abundant mercy upon him (said for a dead person)
Allah rahmet eylesin
May God rest his soul
allah rahmet eylesin
God rest his soul
babana rahmet!
(Konuşma Dili) You are very kind indeed!
babasına rahmet okumak
(for someone) to be so wonderful he/she makes you want to bless the father that begot him/her
babasına rahmet okutmak
1. (for someone, something) to be so bad that he/she/it makes one yearn for (someone or something else who/which is in himself/herself/itself undesirable): Fecri bir felaketti, fakat Feyman, Fecri'nin babasına rahmet okutuyor. Fecri was a disaster, but Feyman is so awful he makes us yearn to have Fecri back again. 2. (for someone) to be so wonderful he/she makes you want to bless the father that begot him/her
cetine rahmet
May you and your progenitors be blessed!
gelen gideni aratır/gidene rahmet okutur
(Atasözü) A new person in a job is often worse than the old one
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Mc: Yağmur.(...Sâni-i Âlem'in her şeyi içine almış ve her şeyi istilâ ve istiab etmiş bir rahmet -i vâsiası vardır. Vâlidelerin, hattâ bir cihette nebatatın evlâdına olan şefkatleri ve küçük, zayıf yavrularının sühulet-i rızkları, o rahmet deryasından bir katredir. M.N.)
(Osmanlı Dönemi) Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek
(Osmanlı Dönemi) şefkat etmek, merhamet etmek, esirgemek, acımak, ihsan etmek
Yağmur: "Kubbedeki açıktan rahmet yağar, güneş vurur."- A. H. Tanpınar
Roman, öykü gibi anlatı türlerinin giriş bölümüne verilen ad
Yağmur
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
(Osmanlı Dönemi) REVH
(Osmanlı Dönemi) SÂMÂN
alemi rahmet
(Osmanlı Dönemi) rahmet dünyası
aynı rahmet
(Osmanlı Dönemi) rahmetin ta kendisi
rahmet
المفضلات