That politician is well versed in internal and external conditions.
- O politikacı iç ve dış koşullarda deneyimlidir.
That politician is full of ambition.
- Bu politikacı hırs dolu.
He had decided on a new policy.
- O, yeni bir politika izlemeye karar verdi.
America once favored a policy of isolationism.
- Amerika bir zamanlar soyutlanma politikasını tercih etti.
After the war, Ford entered politics.
- Savaştan sonra, Ford politikaya girdi.
We would often sit up all night discussing politics.
- Biz çoğunlukla politika tartışarak bütün gece otururduk.